Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Köşe Yazıları

YENİ GAZETEMDE OKURLARIMA BİR KAÇ SÖZ

VİDEOYU PAYLAŞ

YENİ GAZETEMDE OKURLARIMA BİR KAÇ SÖZ

Günaydın Türkiye.
Günaydın sevgili okurlarım.
Öyle ani oldu ki şu anda elinizde bulunan ÖZGÜR HABER Gazetesine ikinci gelişim.
Gündem öyle doluydu ki bir merhaba demeye vakit bulmadan, hal hatır sormadan bir yandan ani sağlık sorunlarım, bir yandan sizlere daha iyisini verme çabası içinde yazıları servis ettim.
Hali perişanımı hoş göreceğinizden eminim.
Bu gönül rahatlığı ile Siz sevgili okuyucularıma tekrar merhaba diyorum
Merhaba Dostlar…
Ben artık bu gazetenin 3. Sayfasında bu üst köşede sık sık sizlerle olmaya çalışacağım.
Bazen politik, bazen de edebi yazılar yazmaya devam edeceğim. Bazen de şairliğim tutacak, şiir yazmaya çalışacağım.
“Durup dururken bunları neden yazıyorsun?’’, dediğinizi duyar gibiyim. Bu güveni Sizlerden aldım. Gazetemiz yazı işlerinden aldım. Sağ olun sağ olsunlar. Güvenilmek, beğenilmek, gazetecilik ağzıyla okunmak okunur bir yazar olmak çok güzel bir duygu…
Her şeyden önce Sizlere şunu hemen belirteyim. Ben öyle ahım şahım bir yazar, bir ozan değilim. Ben Diyarbekir sevdalısı bir Diyarbekir’liyim.
Diyarbekir burnumda tüttüğünde çalakalem, içimden geldiği gibi yazar ve o yazdıklarımın redaksiyonunu bile yapmam. İkinci kez okumadan bloğumda yayınlarım. Çünkü benim amacım usta yazarlık, usta şairlik taslamak değildir.
Benim bir tek amacım var: Çocuklara, gençlere, hatta ben yaşta ama Diyarbekir’i dolu dolu yaşayamayanlara ve yaşayamamışlara; Yedi verenin kokusunu tattırmak, Hewsel Baxçalarının serinliğini yüzlerinde hissettirmektir. Kırklar Dağında mangal yaktırmak, kırk yılda bir ters aktığı rivayet edilen(!) dünyanın en güzel onu biryerdesi olan elmas gerdanlığı yani Dicle Nehrini, On Gözlü Köprünün üstünden seyrettirmektir. Yazın o asfalt kaynatan sıcağında Dıngılhava’da, Merheli’de, ya da Küpeli’de serinletmektir. Ya da şimdi yerinde yeller esen Dağ Kapıdaki Emirgan Çay Baxçasında bir yorgunluk kahvesi, olmadı Çamlıca Kıraathanesi’nde tavşankanı bir çay içirtmektir.
Bilirim yazarlık, şairlik zor zanaattır. Benim amacım yazılarımda, şiirlerimde tarihinin taşlarında yazılı olduğu Diyarbekir’imi sevenlere, az da olsa merak edenlere dilim döndüğünce bir nebze olsun anlatmaktır. Tabi dününü.
Bu gününü içim elvermez anlatmaya…
Ben o göç almamış, herkesin biri birini tanıdığı, bir büyüğün yanından geçerken küçüğün izin istediği, karşılaşanların biri birinin halini hatırını sorduğu Diyarbekir’i anlatacağım.
Ben Size eski newrozu, eski yılbaşlarını, eski bayramları anlatacağım. Ben size eski Diyarbekir’in müftüsü, Rektör Mehmet Özaydın’ın babası, Melle Xelil amcanın sohbetlerini, Meryem Ana Kilisesi Papazı Kirve Aziz Günel ile olan kaynaşmalarını, konuşmalarını anlatacağım. Müslümanların, Hıristiyanların, Ermenilerin yaşam biçimlerini sergilemeye çalışacağım.
Uzunluğuyla olsun yüksekliğiyle olsun dünyanın ilk ve tek suru Diyarbekir Surlarıdır. Fırsat buldukça onları yazacağım. Hemen şunu da söyleyeyim; sur ayrı set ayrıdır ha…
Set benim şiirlerim gibi çalakalem yapılmış Çin Setti misali; Sur ise ‘Yaş otuz beş ‘ şiiri gibi oya misali işlenmiş, tarihe kafa tutan, dayanıklı, güçlü ve ayağı yere basan eserdir. İşte bu Diyarbekir surlarıdır. Dünyada tektir. Eşi benzeri yoktur. 33 medeniyete tanıklık etmiştir.
Sahi aklıma gelmişken sorayım.
Siz hiç Direkxanayı gördünüz mü?
Saray Kapısı’ndaki Aslanlı çeşmeden kana kana su içtiniz mi?
Akşamları Dicle Nehrinde keleklere binip, yediğiniz karpuz kabuklarının içine mum koyup gezdiniz mi?
Şimdi artık tarih olmuş bu keleklerin üzerinde türküler söyleyip halay çektiniz mi?
Yek mumık, dü mumık
Se mumık, çarmumık çarde mumık… diyerek.
Yaa…
Dahası mı, dahası var, bir başka güne, bir başka sehere…
&
Bir söz de benden

Ve sevgili meslektaşlarım, dernek yöneticileri, STK Yöneticileri; Zerzevan Kalesi, Çayönü, Mitras Tapınağı, Kortik Tepe, Hilar Mağaralarını ve Bırkleyn Mağaralarını koruyalım, yazılarımızda, söylemlerimizde hap bunlardan bahsedelim.
&
Kirveme öğütler
Kirvem;
Kendi içinde kavgası bitmeyenlerin dışarıda kazanacaklar bir şey olamaz. RY
&
Ve yazıma çoğu kez olduğu gibi bir şiirimle son veriyorum.
MERHABA
Diyarbekir’in aydınlığı için,
Bir mum olsun yakanlara merhaba.
Diyarbekir’in inşasında
Taş üstüne taş koyanlara merhaba,
Harç karanlara merhaba.
Diyarbekir’in kalkınması için,
Bir çivi olsun çakanlara merhaba.
Diyarbekir’i türkülerinde
İçtenlikle anlatanlara merhaba.
Diyarbekir yaşamını,
Şiirlerinde anlatanlara da merhaba.
Merhaba Diyarbekir’i sevenlere merhaba.
Merhaba tüm bunları
Türkiye için yapanlara merhaba… RECEP YILMAZ
&
Gelelim “Dilimde tüy bitinceye kadar” yazacaklarıma;
“Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, aslına uygun bir biçimde MÜZEYE dönüştürülsün.”
“SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”
“Sur İlçesinin adı “ESKİ DİYARBEKİR” olsun.”
“ŞEHRİN STADI, ŞEHRİN ÖZGÜRLÜK MEYDANI OLSUN.”
Anzele büyük bir göl haline dönüştürülsün. Etrafı piknik alanı olsun.
İyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle.
Dostça kalın.

DİĞER VİDEOLAR