YENİ BİR DÖNEME SADECE ÇANTALAR DEĞİL, HAYALLER DE HAZIRLANMALI
Yaz tatilinin son günlerine geldik. Sokaklarda oyun oynayan çocukların yerini, kısa süre sonra okul servisleri, okul formaları ve sabahın erken saatlerinde yollara çıkan öğrenciler alacak.
Yeni eğitim-öğretim yılı, öğrenciler kadar veliler için de yeni bir başlangıç anlamına geliyor.
Kimi çocuk okuluna kavuşacağı için heyecanlı, kimi yeni bir sınıfa başlayacağı için endişeli, kimi ise uzun tatilin ardından yeniden ders düzenine girmek istemiyor. Velilerde ise farklı bir telaş var: Kırtasiye alışverişi, okul kıyafetleri, servis, beslenme çantası, ders programı ve elbette çocuklarının akademik başarısı…
Ancak yeni döneme hazırlanırken unutmamamız gereken çok önemli bir nokta var:
Çocuklarımızın sadece okul çantasını değil, zihnini ve ruhunu da yeni döneme hazırlamamız gerekiyor.
Tatilden bir anda ders düzenine geçmeyin
Uzun tatil boyunca geç saatlerde yatmaya ve geç kalkmaya alışan çocukların bir gecede eski düzene dönmesini beklemek doğru değil.
Okulların açılmasına günler kala uyku saatlerinin yavaş yavaş erkene çekilmesi, sabahları daha erken kalkmaya başlanması ve özellikle gece ekran kullanımının azaltılması çocukların okula adaptasyonunu kolaylaştıracaktır.
Çünkü iyi bir eğitim yalnızca ders çalışmakla başlamıyor.
İyi uyuyan, düzenli beslenen ve güne dinç başlayan bir çocuk öğrenmeye de daha hazır oluyor.
“Kaç aldın?” yerine “Bugün ne öğrendin?” diyelim
Velilerin en büyük kaygılarından biri çocuklarının ders başarısı.
Elbette notlar önemli. Ancak çocuğun eğitim hayatını yalnızca karne notlarına indirgemek büyük bir hata.
Okulun ilk günlerinden itibaren çocuğa sürekli “Kaç alacaksın?”, “Sınıfta kaçıncı olacaksın?”, “Arkadaşın senden daha mı başarılı?” gibi sorular yöneltmek yerine;
“Bugün okulda seni en çok ne mutlu etti?”
“Yeni ne öğrendin?”
“Bir konuda zorlandın mı?”
diye sormak çok daha sağlıklı bir iletişim kurmamızı sağlayacaktır.
Çünkü çocuk başarısız olmaktan korkarsa öğrenmekten de korkmaya başlayabilir.
Çantayı değil, çocuğu yarıştırmayalım
Son yıllarda eğitim hayatında ciddi bir rekabet baskısı oluştu.
Daha iyi okul, daha yüksek puan, daha fazla kurs, daha fazla özel ders…
Bütün bunların arasında bazen çocukların gerçekten ne istediğini unutabiliyoruz.
Her çocuğun öğrenme hızı, yeteneği ve ilgi alanı farklıdır.
Bir çocuk matematikte başarılı olabilir, başka bir çocuk sporda, müzikte, sanatta veya teknoloji alanında kendisini gösterebilir.
Çocuklarımızı birbirleriyle değil, dün oldukları kişiyle yarıştırmalıyız.
Bugün dünden biraz daha iyiyse, biraz daha fazla öğrenmişse ve kendisine güveni artmışsa aslında önemli bir başarı elde etmiş demektir.
Telefon ve tablet konusunda yeni dönem kuralı koyulmalı
Yeni eğitim döneminin en önemli başlıklarından biri de ekran kullanımı.
Telefon, tablet ve bilgisayar artık çocukların hayatının bir parçası. Teknolojiyi tamamen hayatımızdan çıkarmak mümkün olmadığı gibi gerekli de değil.
Ancak teknoloji çocuğun hayatını yönetmeye başladığında sorun ortaya çıkıyor.
Özellikle ders saatleri, yemek masası ve uyku öncesinde ekran kullanımına ilişkin aile içinde net kurallar belirlenmeli.
Burada velilere de büyük görev düşüyor.
Çocuğuna “Telefonu bırak” diyen bir anne veya babanın sürekli telefonuyla ilgilenmesi, çocuğa verilen mesajı zayıflatıyor.

