TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE DİYARBAKIR
Günaydın Türkiye.
Günaydın sevgili okurlarım.
Artık Sıra Bu Toprakların Hakkını Vermekte.
Türkiye yeni bir sürecin eşiğinde. “Terörsüz Türkiye” hedefi, yalnızca güvenlik politikaları açısından değil, ülkenin geleceği açısından da tarihi bir fırsat olabilir. Ancak burada sorulması gereken temel soru şudur: Terör biterse Türkiye ne kazanacak ve özellikle Diyarbakır ne kazanacak?
Çünkü Diyarbakır yıllardır terörün, güvenlik politikalarının, siyasi tartışmaların ve ekonomik ihmalin arasında sıkışıp kaldı.
Silahların susması elbette en büyük kazanımdır. İnsanların can korkusu yaşamadan sokaklarında dolaşması, gençlerin geleceğe umutla bakması, yatırımcının bölgeye güven duyması hepimizin ortak dileğidir. Fakat yalnızca silahların susması Diyarbakır’ın sorunlarını çözmeye yetmez.
Diyarbakır’ın artık güvenlik kadar kalkınmaya, yatırımlara da ihtiyacı vardır.
Hala trafik sorunu,
Hala raylı sistem sorunu,
Hala aslına uygun düzenlenmesi gereken 5 nolu cezaevi binası,
Hala Dağ Kapı On Gözlü Köprü arası bulvar yol,
Hala Anzele Gölünün büyütülmesi ve dizayn edilip bir kültür parkı haline getirilmesi,
Ve hala Sur İlçesinin dünyanın en büyük açık hava müzesi haline getirilmesi,
Sur içindeki sokakların rahatça yürünebilecek bir hale getirilmes,
Tarihi Çifte Hanın (Borsa Hanı) akıbeti…
Ey Devlet, ey Belediye neredesiniz diye sorasım geliyor.
Bu on üç bin yıllık, insanlığın ilk olarak yerleşik hayata başladığı gerçekten peygamberler kenti olan bu kadim şehir, tarih ve kültür bakımından Türkiye’nin en önemli merkezlerinden biridir. Surları, Hewsel Bahçeleri, Ulu Camii, hanları, kiliseleri, geleneksel mimarisi ve binlerce yıllık tarihiyle dünya turizminin önemli duraklarından biri olabilecek potansiyele sahiptir.
Peki neden hâlâ hak ettiği yerde değildir?
İşte burada yıllardır konuşulmayan bir gerçeğin üzerine gitmek gerekiyor: Diyarbakır sadece terör nedeniyle değil, yanlış ve yetersiz politikalar nedeniyle de ekonomik olarak geride bırakılmıştır.
Terörsüz Türkiye, Diyarbakır için yeni bir başlangıç olabilir. Ama bunun için Ankara’nın Diyarbakır’a yalnızca güvenlik penceresinden bakmayı bırakması gerekir. Daha fazla yatırım, daha güçlü eğitim, nitelikli istihdam, turizm altyapısı, tarım ve sanayi politikaları şarttır.
Gençlerimizi işsiz bırakıp sonra göç etmelerinden şikâyet edemeyiz.
Bir başka önemli konu da toplumsal barıştır. Türkiye’nin artık birbirini dinleyen, birbirinin acısını anlayan ve farklılıklarını tehdit olarak görmeyen bir topluma ihtiyacı var. Ancak barışın kalıcı olabilmesi için adalet, hukuk ve eşit yurttaşlık ilkeleri güçlü olmalıdır.
Şehitlerin ve gazilerin acısını yok saymadan, Kürt vatandaşlarımızın demokratik taleplerini de görmezden gelmeden ortak bir gelecek kurulabilir.
Bana göre “Terörsüz Türkiye”nin gerçek sınavı silahların susmasından sonra başlayacaktır.
Eğer terör biter ama Diyarbakır yine işsizlik, yoksulluk, göç ve ihmal ile baş başa bırakılırsa, biz sadece bir sorunu çözmüş oluruz; asıl yarayı iyileştirmiş olmayız.
Artık Diyarbakır’ın kaderini terör belirlememelidir. Ankara’nın yanlış politikaları da belirlememelidir.
Diyarbakır kendi tarihi, insan gücü ve ekonomik potansiyeliyle ayağa kalkmalıdır.
Çünkü terörsüz benim için Türkiye’nin gerçek anlamı, sadece silahların sustuğu Türkiye değil; insanların umutla yaşadığı Türkiye’dir.
&
Bir söz de benden
Diyarbekir; ben senin sevdalınam.
&
Kirveme öğütler
Kirvem;
Hayat ne gideni geri getirir,
Ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir.
Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın; ya da yaşamadım diye ağlamayacaksın.
&
Ve yazıma çoğu kez olduğu gibi bir şiirimle son veriyorum.
HAYRAN
Tel tel saçımsın
Gün geçtikçe ağaran.
Sen ilk göz ağrımsın,
Yüreğimde yaşlanan.
Her geçen gün azalan.
Gün geçtikçe kararan
Sen dünümsün,
Küçelerinde oynanan.
Sen yüreğimsin
Yaşamak için çırpınan.
Sen en büyük sevdamsın
Sen Diyarbekir’imsin, hayran.
RECEP YILMAZ
&
Gelelim “Dilimde tüy bitinceye kadar” yazacaklarıma;
“Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, aslına uygun bir biçimde MÜZEYE dönüştürülsün.”
“SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”
“Sur İlçesinin adı “ESKİ DİYARBEKİR” olsun.”
“ŞEHRİN STADI, ŞEHRİN ÖZGÜRLÜK MEYDANI OLSUN.”
Anzele büyük bir göl haline dönüştürülsün. Etrafı piknik alanı olsun.
İyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle.
Dostça kalın.

