Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Köşe Yazıları

MERHABA

VİDEOYU PAYLAŞ

MERHABA

Merhaba Özgür Haber Okuyucuları,
Merhaba tüm çalışanlar.
Bu günden itibaren ömrüm el verdikçe bu gazetenin 5. Sayfasında her haftanın Salı günleri sizinle olacağım.
Kimi zaman söyleşeceğiz, kimi zaman dertleşeceğiz, kimi zaman da güncelim sorunlarıyla boğuşacağız.
Temel prensibim:
Sert ama seviyeli,
Halk diliyle entelektüel tonun birleşimi,
Kısa ve vurucu cümleler,
Duygusal değil; vicdanlı,
Muhalif ama kör tarafgir olmayan,
Yerelden ülkeye açılan bakış.
Yazılarda Kullanılacak Ana Temalar;
Emeklinin yaşadığı ekonomik sıkışma,
Gençlerin umutsuzluğu,
Tarım ve Anadolu’nun yalnızlığı,
Adalet ve liyakat,
Siyasette kutuplaşma,
Ahlaki çürüme ve toplumsal sessizlik,
Yerel yönetimler ve halk arasındaki kopuş,
Medya ve hakikat ilişkisi.
Yazacağım.
“Çünkü gerçekler sustukça büyür.”
“Memleketin en büyük ihtiyacı vicdandır.”
“Hakikat bazen en rahatsız edici sestir.”
“Susarsak sıra bize gelir.”
SUSAN ŞEHİRLERİN ÇIĞLIĞI
Günaydın Türkiye.
Günaydın sevgili okurlarım.
Bir ülke önce sesini kaybeder.
Sonra hafızasını.
En sonunda da itiraz etme cesaretini…
Bugün Türkiye’nin en büyük problemi ekonomi değildir.
Adalet değildir.
Eğitim hiç değildir.
Asıl problem; toplumun yavaş yavaş “alıştırılmasıdır.”
Pahalılığa alışıyoruz.
Sessizliğe alışıyoruz.
Haksızlığa alışıyoruz.
Bir sabah uyandığımızda şaşırmamamız gereken şeylere şaşırmamaya başlıyoruz.
İşte tehlike tam burada başlıyor.
Çünkü milletleri ayakta tutan sadece kurumlar değildir.
Vicdandır.
Sorgulama yeteneğidir.
“Bu normal değil” diyebilme cesaretidir.
Bugün sokakta yürüyen insanın yüzüne bakın.
Yorgunluk var.
Öfke var.
Ama en kötüsü umut eksikliği var.
Oysa bu topraklar umutsuzluğu kabul edecek bir millet yaratmadı.
Kurtuluş Savaşı’nı veren insanların torunları, birkaç kötü manşetle, birkaç ekonomik krizle, birkaç siyasi kavga ile teslim olacak insanlar değildir.
Fakat başka bir sorunla karşı karşıyayız:
Artık herkes konuşuyor ama kimse birbirini dinlemiyor.
Televizyonlar bağırıyor.
Siyaset bağırıyor.
Sosyal medya bağırıyor.
Hakikat ise sessiz bir köşede bekliyor.
Bu yüzden bu köşede alkış tutmayacağım.
Tarafgirlik yapmayacağım.
Kimsenin mahalle bekçisi olmayacağım.
Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyeceğim.
Çünkü gazetecilik; güçlülerin hoşuna giden cümleler kurma sanatı değildir.
Rahatsız etme sorumluluğudur.
Birileri rahatsız olacak diye susarsak, yarın çocuklarımız daha büyük karanlıklarda konuşmak zorunda kalır.
Yerel gazeteler küçümseniyor bugün.
Oysa gerçek hayat burada atıyor.
Pazar yerinde…
Emeklinin cebinde…
Çiftçinin tarlasında…
Gençlerin iş arayan gözlerinde…
Ankara’daki büyük cümleler bazen küçük şehirlerin gerçeklerini görmez.
Ama biz göreceğiz.
Çünkü memleket sadece ekranlarda konuşulan Türkiye değildir.
Memleket; sabah ezanıyla işe giden işçidir, siftahsız dükkân kapatan esnaftır, çocuğunun geleceğini düşünen annedir.
Ve artık şu gerçeği açık açık konuşma zamanı gelmiştir:
Bir toplum, korkudan değil sessizlikten çöker.
Ben bu köşede sessizliğe ortak olmayacağım.
Hoş bulduk.
İyi haftalar
Her şey gönlünüzce olsun.
Dostça kalın.

DİĞER VİDEOLAR