MERETO MERYEM ANA KİLİSESİ!
Sonbaharın ilk günleri; sıcak havaların belki de son günleri: kadim dağ Mereto’dayız. Bulutların gölgesinde, rüzgârın sesinde; taşın, toprağın ve sessizliğin konuştuğu bir yerdeyiz.
Mereto, Sason’un üzerinde yükselen sıradan bir dağ değildir. O, bu coğrafyanın hafızasıdır. Nice insanın yoluna, nice hikâyenin başlangıcına ve nice vedanın sessiz şahidine dönüşmüştür.
Mereto’nun zirvesinde, rüzgârın ve karın yüzyıllardır aşındıramadığı bir hatıra durur: Meryem Ana Kilisesi… Yaklaşık 3 bin metre yükseklikte, göğe en yakın noktalardan birinde yükselen bu küçük mabed; Sason’un yalnızca taş ve topraktan ibaret olmadığını anlatan sessiz bir tanıktır. Bu kilise, Ermeni toplumunun Mereto ile kurduğu kadim bağın izlerini taşır. Özellikle Meryem Ana Kilisesi’nin, eski anlatılarda din adamlarının inzivaya çekildiği bir mekân olduğu aktarılıyor. Sasunlu Tavit Efsanesi’nde yapının Mıher tarafından yaptırıldığı ve daha sonra Tavit tarafından yeniden inşa edildiği anlatılır. Başka bir rivayette ise Sanasar ve Bağdasar adlı iki kardeşten söz edilir.
Tarih boyunca ziyaret edilen, zaman içinde tahrip olan ve uzun yıllar kendi kaderine bırakılan yapı, bugün yeniden ayağa kaldırılmıştır. Mereto’nun rüzgârı burada başka eser… Çünkü bu taşların arasında yalnızca bir mabedin değil; yüzyılların inancının, ayrılıkların, dönüşlerin ve unutulmayan hatıraların izleri vardır.
Belki de en anlamlı tarafı şudur: Farklı inançların ve kültürlerin izlerini aynı coğrafyada taşıyan Sason, geçmişin izlerini bugün hâlâ zirvelerinde yaşatıyor. Ve Mereto’nun tepesindeki bu kilise, bize şunu hatırlatıyor: Bazı yapılar taşla yapılır; fakat asıl onları ayakta tutan, insanların hafızasıdır. Mereto susar… Rüzgâr konuşur… Taşlar geçmişi anlatır. Meryem Ana Kilisesi ise bütün bu hikâyenin zirvesinde sessizce bekler.
Burada geceler soğuk, yollar çetin, yokuşlar bitmek bilmez. Ama Mereto’ya çıkan bilir ki; asıl mesele zirveye ulaşmak değil, o yolu göze almaktır.
Yüzyıllardır rüzgâr aynı taşlara vuruyor. Kar aynı yamaçlara yağıyor. Güneş aynı zirvenin ardından doğuyor. İnsanlar değişiyor, zaman geçiyor, köyler susuyor… Ama Mereto hâlâ orada. Sessizce bekliyor. Belki de bu yüzden Sasonlular için Mereto yalnızca bir dağ değil; geçmişle bugün arasında duran kadim bir emanet. Ve biz bugün yine onun eteklerindeyiz. Mereto’nun hikâyesi bitmez. Çünkü bu dağın bizden sonrakilere de anlatacağı daha çok hikayesi olacaktır.

