Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Köşe Yazıları

GÜNÜMÜZ TÜRKİYE’Sİ

VİDEOYU PAYLAŞ

GÜNÜMÜZ TÜRKİYE’Sİ

Günaydın Türkiye.

Günaydın sevgili okurlarım.

Aynada Gördüğümüz ve Görmek İstemediğimiz

Türkiye, bugün hem kendisiyle yüzleşen hem de kendisinden kaçan bir ülke görünümünde.

Bir yanda hızla değişen dünya düzenine ayak uydurma çabası, diğer yanda geçmişin alışkanlıklarından kopamayan bir toplumsal yapı. Bu iki hal arasında gidip gelen bir ülkenin fotoğrafını çekmek ise hiç de kolay değil.

İsterseniz ekonomiden başlayalım.

Hayat pahalılığı artık bir istatistik konusu olmaktan çıkıp gündelik hayatın en belirleyici gerçeği haline gelmiş durumda.

En can alıcı, en dayanılmazı…

Çarşıda, pazarda, mutfakta hissedilen bu baskı; sadece cüzdanları değil, insanların geleceğe dair umutlarını da daraltıyor.

Geleceği karartıyor.

Ufku görünmez kılıyor.

Umutsuzluk diz boyu…

Ayrıca ekonomik meseleler, siyasetin de dilini sertleştiriyor, toplumun sinir uçlarını daha hassas hale getiriyor.

Yani usta şair Nedim’in dediği gibi;

Tahammül mülkünü yıktın Hülagu Han mısın kâfir.

Aman dünyayı yaktın ateş-i sûzân mısın kâfir.

Gelelim siyasete;

Siyaset ise uzun süredir bir uzlaşma alanı olmaktan ziyade bir ayrışma zemini gibi işliyor. Farklı düşünmek, çoğu zaman karşıtlıkla eşdeğer görülüyor.

Oysa bir ülkenin gücü, aynı fikri paylaşanların çokluğundan değil; farklı fikirlerin bir arada yaşayabilme kabiliyetinden gelir.

Bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, tam da bu kabiliyeti yeniden hatırlamak.

Ne çare…

Ya toplumsal düzlem;

Toplumsal düzlemde ise dikkat çeken bir başka mesele, hızla değişen değerler dünyası.

Gençler daha özgür, daha talepkâr ve daha küresel bir perspektife sahip. Buna karşılık, daha geleneksel kesimler bu değişimi bir tehdit olarak algılayabiliyor. Bu gerilim, kuşaklar arası bir mesafeye dönüşme riski taşıyor.

Ancak bütün bu tabloya rağmen, Türkiye’nin en güçlü yanı hâlâ insanı. Zor zamanlarda dayanışma gösterebilen, krizlerden çıkış yolları üretebilen bir toplumsal refleks var.

Var olmasına var da…

Bu refleks, doğru yönlendirildiğinde ülkenin en büyük avantajına dönüşebilir.

Sonuç olarak, günümüz Türkiye’si bir yol ayrımında değil; aslında uzun bir yolun tam ortasında. Nereye gidileceği ise sadece yöneticilerin değil, toplumun tamamının alacağı tavırla belirlenecek.

Belki de asıl soru şu:

Biz, aynaya bakıp gerçeği görmeye ne kadar hazırız?

Sizce hazır mıyız?

&

Birçok siyasilerimiz Konfüçyus’ün bu sözünü eksik söylüyor ve böbürleniyorlar.

Aslı;

Ya bir yol bul,

Ya bir yol aç.

Ya da yoldan çekil.

&

Kirveme öğütler;

Mehmet Emin Yurdakul:

“Bırak beni haykırayım…

Susarsam sen matem et.

Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet,

Sevenleri toprak olmuş

Öksüz çocuk gibidir.” demiş.

Neden mi?

Çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akar kirvem.

&

Çoğu kez olduğu gibi yazımı bir şiirimle sonlandırmak istiyorum.

YANILDIK

Gökyüzü ben,

Deniz sen.

O ufuk çizgisi

Geniş bir yay.

Kıpkızıl ay,

Batmak üzere güneş

Tam arkada

Vay anam vay.

Ay kızıl

Güneş soluk.

Dizlerimde bir sızı,

İhtiyarlıyor muyum ne.

Yaşlandık desene

Vay anam vay.

Işık,

Loş,

Ve karanlık.

Yaşamı hep aydınlık sandık.

Yanıldık.

Vay anam vay.

Halbu ki biz

Her günü yaz sandık.

Yanıldık,

Yandık.

Ey sevgili,

Yaşamı hep

Güllük gülistanlık

Sandık.

Vay anam vay,

Yanıldık.  R. Y

&

Gelelim dilimde tüy bitinceye kadar” yazacaklarıma;

“Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, aslına uygun bir hale dönüştürülsün.”

“SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”

“ŞEHRİN STADI, ŞEHRİN ÖZGÜRLÜK MEYDANI OLSUN.”

Anzele büyük bir göl haline dönüştürülsün. Büyütülsün. Etrafı piknik alanı olsun.

İyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle.

Dostça kalın.

DİĞER VİDEOLAR