GÜNEŞTE KURUYAN SEBZELERDE SAKLI BİR ŞEHİR HAFIZASI
Diyarbakır denilince akla yalnızca surlar, tarihi sokaklar, karpuz ve Hevsel Bahçeleri gelmez. Bu şehrin mutfak kültüründe de yüzyıllardır devam eden, mevsimlerin değişmesiyle yeniden hayat bulan güçlü bir gelenek vardır: kurutmalık hazırlama geleneği.
Yaz aylarının kavurucu sıcağı, Diyarbakır’da yalnızca insanları serinlik arayışına itmez. Aynı zamanda kış hazırlıklarının da habercisidir. Evlerin balkonlarında, damlarında ve avlularında biberler, patlıcanlar, domatesler ve çeşitli sebzeler ipe dizilir. Güneşin altında kurumaya bırakılan bu sebzeler, aslında bir sonraki kışın utfak hazırlığının temelini oluşturur.
Kurutmalık hazırlamak, Diyarbakır’da yalnızca bir yiyeceği saklama yöntemi değildir. Bu gelenek, emeğin, sabrın ve dayanışmanın da bir göstergesidir.
Sabahın erken saatlerinde başlayan hazırlıklar, çoğu zaman aile bireylerinin birlikte çalışmasıyla yapılır. Sebzeler seçilir, yıkanır, temizlenir ve özenle hazırlanır. Ardından iğne ve iplik yardımıyla dizilen sebzeler, güneş gören yerlere asılır. Günler geçtikçe sebzelerin rengi ve şekli değişir; ancak mutfaktaki değerleri daha da artar.
Bir çocuğun evin damında kurutmalıkların arasında dolaşması, büyüklerinden bu işin inceliklerini öğrenmesi, aslında kültürel bir mirasın sessizce aktarılmasıdır.
Bugün marketlerde yılın her döneminde hemen her sebzeye ulaşabiliyoruz. Buna rağmen Diyarbakır’da birçok aile için kurutmalık hazırlamak hâlâ vazgeçilmez bir yaz ritüeli. Çünkü kurutmalığın tadında yalnızca sebzenin lezzeti yoktur. O lezzetin içerisinde **çocukluk anıları, aile sofraları, komşuluk ilişkileri ve geçmişten bugüne taşınan bir mutfak kültürü** vardır.
Üstelik kurutmalık geleneği, israfı önleme açısından da önemli bir ders veriyor. Mevsiminde bol bulunan ürünleri değerlendirmek, onları uzun süre saklamak ve kış aylarında yeniden sofraya taşımak; bugün yeniden konuştuğumuz sürdürülebilirlik anlayışının geleneksel bir örneğidir.
Diyarbakır’ın sıcak güneşi, bir bakıma bu geleneğin en büyük yardımcısıdır. Güneşte kuruyan her patlıcan, her biber ve her domates; kışın kurulacak sofralara hazırlanan küçük birer emektir.
Belki de bu yüzden kurutmalıklara yalnızca “kışlık yiyecek” olarak bakmamak gerekir.
Çünkü bazı gelenekler sofraya yemek değil, hafıza taşır.
Diyarbakır’ın kurutmalık geleneği de tam olarak böyledir. Şehrin sıcak yazlarından kış sofralarına uzanan, nesilden nesile aktarılan sessiz ama güçlü bir kültür mirasıdır.
Ve dileğimiz, değişen hayat şartlarına rağmen bu geleneğin balkonlarda, damlarda ve avlularda yaşamaya devam etmesidir. Çünkü bir şehrin kültürü yalnızca tarihi yapılarda değil;*mutfaklarında, sofralarında ve gündelik yaşamında da yaşar.
Diyarbakır’ın kurutmalıkları da bu kadim şehrin mutfak hafızasının en güzel örneklerinden biridir.

