Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Köşe Yazıları

GEÇİM DERDİ BÜYÜRKEN, UMUT KÜÇÜLMESİN

VİDEOYU PAYLAŞ

GEÇİM DERDİ BÜYÜRKEN, UMUT KÜÇÜLMESİN

Günaydın sevgili okurlarım.
Günaydın Türkiye.
Türkiye’de bugün en çok konuşulan şeylerden biri ekonomi, ama aslında ekonominin arkasında çok daha büyük bir hikâye var: insanın hikâyesi.
İnsanlar nasıl yaşıyor?
Neyle yaşıyor?
Pazara giden emeklinin fileyi dolduramaması,
Maaş gününü bekleyen çalışanın ay sonunu getirememesi,
Çocuğunun okul masraflarını düşünerek geceleri uyuyamayan
Anne babalar…
Bunlar artık sadece ekonomik rakamlarla anlatılabilecek meseleler değil. Bunlar, toplumun ruhunda derin izler bırakan hayat gerçekleridir.
Bir ülkede insanlar her gün “Bugün ne kadar zam geldi?” diye uyanıyorsa, orada yalnızca fiyatlar değil, gelecek kaygısı da yükseliyor demektir.
Vatandaşın istediği çok şey değil aslında.
Çalışıyorsa emeğinin karşılığını almak, emekliyse insan onuruna yakışır bir hayat sürmek, çocuğuna iyi bir gelecek hazırlayabilmek istiyor.
Gençler ise yıllarca okuduktan sonra torpil değil, liyakat arıyor; alın terleriyle bir hayat kurabilecekleri bir ülke istiyor.
Fakat bugün toplumun önemli bir kesiminde yorgunluk hâkim.
İnsanlar birbirine daha az gülümsüyor. Çünkü herkesin cebinde ayrı bir hesap, evinde ayrı bir sıkıntı var. Kimi kira derdinde, kimi fatura derdinde, kimi mutfak masrafında…
Emekli yıllarca çalışmış ama hâlâ geçim hesabı yapıyor. Genç, geleceğini düşünmek yerine bugününü kurtarmaya çalışıyor.
Oysa devletin temel görevi, vatandaşına yalnızca yol, bina ve hizmet sunmak değildir. Devlet aynı zamanda gerçek bir adalet, gerçek bir güven ve kalıcı bir umut vermelidir.
Siyasetçinin görevi de yalnızca seçimden seçime halkın kapısını çalmak olmamalı. Halkın gerçek hayatını görmek, çarşıya pazara çıkmak, emeklinin sofrasına, işçinin alın terine, gencin gelecek kaygısına kulak vermek gerekir.
Türkiye’nin büyük olanakları var. Bu ülkenin çalışkan insanları, gençleri, üreticileri ve girişimcileri var. Eksik olan, bu potansiyeli adaletli ve doğru bir düzen içinde değerlendirebilmek.
Bu ülkede yaşayanların bugün en büyük ihtiyacı belki de yeni bir slogan değil, güvenilir bir gelecek duygusudur.
Çünkü insan yalnız ekmekle değil, umutla da yaşar.
Ekonomik sıkıntılar aşılabilir. Yanlış politikalar değiştirilebilir. Kaybedilen refah yeniden kazanılabilir.
Yeter ki insanı merkeze alan, adaleti gözeten ve toplumun bütün kesimlerini kucaklayan bir anlayış hâkim olsun.
Osmanlı Devleti’nin manevi kurucusu Şeyh Edebali boşuna mı “İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞAIN.” demiş.
Türkiye’nin insanı yaşamayı hah ediyor.
Ve unutmayalım:
Bir ülkenin gerçek zenginliği, saraylarında ya da gökdelenlerinde değil; vatandaşının sofrasındaki huzurda, çocuğunun geleceğe umutla bakmasında saklıdır.
&
Bir söz de benden
Devlet ayrımsız olarak insanı yaşatsın, var saysın;
İnsanlar da ayrımsız olarak birbirlerini saysın, sevsin. Ferdi ve toplu çirkinliklerden uzak dursun.
&
Kulağa hoş gelen sözler
İşte size bir Japon atasözü;
Hayatta kaç kez başarısız olduğun değil, her defasında devam etme gücünü bulman önemlidir.
&
Kirveme öğütler
Kirven Süleyman Demirel’in deyişi ile;
“Camiye siyaset girerse ibadet kalmaz, mahkemeye siyaset girerse adalet kalmaz.”
&
Ve yazıma çoğu kez olduğu gibi bir şiirimle son veriyorum.
Yedi Kardeş, Ben u Sen
Ve ben,
Bir de sen olsaydın sen.
Dicle Nehri, On Gözlü Köprü
Ve ben,
Bir de sen olsaydın sen. RY
&
Gelelim “Dilimde tüy bitinceye kadar” yazacaklarıma;
“Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, aslına uygun bir biçimde MÜZEYE dönüştürülsün.”
“SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”
“Sur İlçesinin adı “ESKİ DİYARBEKİR” olsun.”
“ŞEHRİN STADI, ŞEHRİN ÖZGÜRLÜK MEYDANI OLSUN.”
Anzele büyük bir göl haline dönüştürülsün. Etrafı piknik alanı olsun.
İyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle.
Dostça kalın.

DİĞER VİDEOLAR