DÜNYANIN GERİ ALAMADIĞI TEK ZENGİNLİK!
Bazı yaralar zamanla kapanır, bazıları ise insanın ruhuna yerleşir. Dünya herkese bir imtihan sunar; kimi sevdiğiyle, kimi yalnızlığıyla, kimi de hiç gerçekleşmeyecek bir hayalle sınanır. Asıl mesele, bu imtihanlardan geçerken kalbini kirletmemektir.
Dünya elbette sizi incitecektir. Kimi zaman bir insanın umursamazlığıyla, kimi zaman yarım kalan bir vedayla, kimi zaman da içinizde yıllarca sessizce büyüyen bir özlemle… Hayat, en derin yaralarını çoğu zaman hiç beklemediğiniz insanlarla açar.
Bazı sevgiler vardır; ne itiraf edilir ne de unutulur. Rivayet edilir ki Oğuz Atay, üç gece üst üste hoşlandığı kadını rüyasında görünce, dördüncü gece utancından pijamayla değil, takım elbiseyle uyumuş. O gece ise rüyasında sevdiği kadının nikâh şahidi olmuş. Belki bu sadece güzel bir rivayettir. Ama insanın gönlünü anlatan bundan daha zarif bir benzetme bulmak zordur.
Hayat size çok şey öğretecek. Bekledikleriniz gelmeyecek, en çok güvendikleriniz gidecek, “asla bitmez” dediğiniz yollar ansızın son bulacak. Bazı insanlar ardına bile bakmadan çekip gidecek; siz ise onların bıraktığı sessizlikle yaşamayı öğreneceksiniz. Çünkü en ağır yük omuzlarda değil, söylenemeyen cümlelerde taşınır. En derin yaralar da bıçakla değil, yarım kalan umutlarla açılır.
Bir gün anlayacaksınız ki insanı yaşlandıran; içinde gömdüğü kelimeler, sarılamadığı insanlar ve geri gelmeyeceğini bildiği anlardır. Fakat bütün bunlara rağmen kalbinizi karartmadan sevebiliyorsanız, kırıldığınız hâlde kimseyi kırmıyorsanız, dünyanın sizden alamayacağı en büyük zenginliğe sahipsiniz demektir.

