Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Köşe Yazıları

DAĞLARDA BİR GÜN!!!

VİDEOYU PAYLAŞ

DAĞLARDA BİR GÜN!!!

İlkbaharın en güzel zamanlarıydı… Günlerdir yağan yağmur, ormanların omzuna bir sis gibi çökmüştü. Dağlardaki bu ihtişamlı macerayı kaçıramazdık. Berk’i de yanıma alarak, Nazdar, Lina ve Gewre ile birlikte Kaşyayla’nın yüksek tepelerine doğru geziye çıkmıştık. Ekipteki herkes gezmeyi çok seviyordu. Sabah yolculuk başladı. Yükseldikçe yemyeşil dağlar gökyüzüyle birleşiyor, rüzgârın taşıdığı toprak kokusu içimize işliyordu.
Herkesin buluşma noktasına ulaşma yolu farklıydı ama hedefimiz aynıydı: ziyaret tepe ve ters laleler…
Dağlara alışkın olanlar için; uçurumlar, kayalıklar ve dar patikalar düz yol gibi gelir. Ama Berk’le sürekli oyalanıyor, bazen bir kayanın üstünde durup manzarayı izliyor, bazen de kayalıklarda düşe kalka ilerliyorduk. Bu durum Gewre’nin boynunda yük gibi duran Lina içinde aynıydı. Nazdar ise dağlarda açan bir gül gibi herkesten önce varmıştı. Lina; ilk dağ heyecanı olmasına rağmen “Bugün unutulmaz bir gün olacak…” demişti. Kimse onun ne kadar haklı olduğunu bilmiyordu.
Zirveye yakın bir yerde durmuştuk. Sislerin arasından akan küçük dere, taşlara çarpa çarpa köpürüyordu. Ateşi yakmış, çayı közde demlemeye bırakmıştık. Her şey huzur içinde ilerlerken gökyüzü bir anda karardı. Rüzgâr sertleşti. Dağların üstünde uğuldayan ses, yaklaşan fırtınanın habercisiydi. Sonra yağmur başladı… Ama bu kez öncekiler gibi değildi.
Bir anda gökyüzü yarıldı. Yakınlardan yükselen korkunç bir ses, dağların arasında yankılanarak üzerimize çöktü. Şimşek; bir bıçak gibi gökyüzünü kesip geçti. O an dağlar, taşlar ve yüzlerimiz buz kesildi. Bulutların arasından kıvrılarak inen beyaz ateş, sanki gökyüzünün çatlayan sinir damarlarıydı. Önce göz kamaştıran ışık düştü toprağa ardından gecikmiş bir öfke gibi gök gürültüsü patladı.
Yağmurun içindeki şimşek… Doğanın hem korkusu hem de ihtişamıydı. Panik büyümeye başlayınca herkese seslenerek güvenli alana geçmelerini söyledim. Yağmur diner dinmez tekrar buluşma noktasına dönecektik. O arada Çantayı bir kenara bırakıp kurumuş dalları toplamaya başladım. Islanan ellerimle ateşi zor da olsa yaktım. Bir süre sonra herkes teker teker çıkageldi. Hepimiz sırılsıklamdık, üstümüz başımız çamura bulanmıştı. Ama kimsenin umurunda değildi. Ateşin etrafına oturduk. Islak ellerimizi aleve uzattık. Güneş, bulutların arasından yavaşça çıkıp tam tepemizde belirmeye başladı. Yemeklerimizi pişirdik. Sonra da sanki az önce korkudan kaçan biz değilmişiz gibi kahkahalar eşliğinde doğanın eşsiz fotoğraflarını çekmeye başladık. Önce Lina güldü…Sonra Berk… Ardından hepimiz.
Eğlenceye o kadar dalmıştık ki! Kurtların, domuzların ve yaban hayvanlarının mesken tuttuğu dağlarda karanlığa kaldık… O gün yaşadığımız macera belki bir ömür yetti bize. Çünkü bazen en güzel anılar; güvenli bir ortamın içindeki korkunun küllerinden doğar.

DİĞER VİDEOLAR