Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Köşe Yazıları

ARTIK UMUDU BÜYÜTME ZAMANI

VİDEOYU PAYLAŞ

ARTIK UMUDU BÜYÜTME ZAMANI

Türkiye, uzun yıllardır konuştuğu, tartıştığı ve zaman zaman büyük umutlarla başlayıp büyük hayal kırıklıkları yaşadığı bir sürecin daha önemli bir eşiğinden geçti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen çerçeve yasa, yalnızca bir yasal düzenleme olarak değerlendirilmemeli. Bu adım, yıllardır çatışmaların, acıların ve toplumsal ayrışmaların gölgesinde yaşayan milyonlarca insan açısından yeni bir dönemin kapısını aralayan önemli bir gelişmedir.

Çerçeve yasanın 467 oyla kabul edilmesi, Meclis’te geniş bir siyasi mutabakatın oluştuğunu gösteriyor. Elbette Meclis’ten çıkan her yasa gibi bu düzenlemenin de uygulama aşaması, kapsamı ve sonuçları zaman içerisinde daha net görülecek. Ancak bugün yapılması gereken, yıllardır konuşulmayanı konuşabilmenin ve çözüm arayışını siyaset zemininde sürdürebilmenin kıymetini görmek.

Çünkü barış, sadece silahların susması değildir.

Barış; çocukların korkmadan büyümesidir.

Barış; annelerin evlatları için endişelenmeden yaşayabilmesidir.

Barış; gençlerin geleceklerini başka ülkelerde aramak zorunda kalmamasıdır.

Barış; insanların kimliği, dili, düşüncesi veya siyasi görüşü nedeniyle kendisini dışlanmış hissetmemesidir.

Ve en önemlisi barış, farklılıklarımızla birlikte yaşayabilme iradesidir.

Barışın ekonomik bir boyutu da var.

Huzurun olduğu yerde yatırım gelir.

Güvenin olduğu yerde iş dünyası büyür.

Gençlerin umutlarının olduğu yerde üretim artar.

Turizm gelişir.

Esnaf kazanır.

Kentler nefes alır.

Diyarbakır’ın tarihi, kültürü ve insan potansiyeli düşünüldüğünde, barış ortamının bu kente sağlayacağı katkının ne kadar büyük olabileceğini tahmin etmek zor değil.

Geçmişin Acılarını Geleceğin Umuduna Dönüştürmek

Bugün artık geçmişi konuşmaktan daha önemli bir görevimiz var: Geçmişten ders çıkararak geleceği inşa etmek.

Türkiye çok acılar yaşadı.

Anneler evlatlarını kaybetti.

Gençler hayatlarının baharında toprağa düştü.

Aileler parçalandı.

Kentlerin ekonomik ve sosyal gelişimi yıllarca sekteye uğradı.

Şimdi bütün bu acıların ardından yeni bir sayfa açma ihtimali var.

Bu sayfanın adı intikam değil, rövanş değil, ayrışma değil; barış ve toplumsal bütünleşmeolmalı.

Çerçeve yasanın kendisi bu yolculuğun sonu değil, başlangıç noktasıdır. Bundan sonraki süreçte şeffaflık, hukuk, demokratik katılım ve toplumsal güven büyük önem taşıyacaktır.

Çünkü barış sadece Ankara’daki Meclis salonlarında değil, sokakta, mahallede, okulda, iş yerinde ve insanların günlük hayatında hissedildiğinde gerçek anlamına ulaşacaktır.

Siyasete Büyük Bir Sorumluluk Düşüyor

Bugün bütün siyasi partilere önemli bir görev düşüyor.

Farklı düşünmek demokrasinin gereğidir. Eleştirmek de öyle.

Ancak Türkiye’nin yeni bir çatışma diline değil, çözüm üreten bir siyaset diline ihtiyacı var.

İktidar da muhalefet de bu sürecin başarıya ulaşması için sorumluluk almak zorunda.

Toplumun farklı kesimlerinin kaygıları küçümsenmemeli, beklentileri görmezden gelinmemeli. Barış isteyenlerin de, sürece dair soru işaretleri bulunanların da kendisini ifade edebileceği demokratik bir ortam oluşturulmalı.

Çünkü gerçek barış, herkesin kendisini güvende hissettiği barıştır.

Çocuklarımız İçin…

Belki de bu sürece en fazla çocuklarımız ve gençlerimiz açısından bakmalıyız.

Onlar çatışmaların olmadığı bir Türkiye’de büyümeyi hak ediyor.

Gençlerimizin hayali başka ülkelere gitmek değil, kendi şehirlerinde başarılı olabilmek olmalı.

Diyarbakırlı bir genç, geleceğini İstanbul’da, Ankara’da veya Avrupa’da aramak zorunda kalmadan kendi kentinde iş bulabilmeli.

Bir anne, çocuğunun geleceği için kaygılanmak yerine onun eğitimini ve kariyerini konuşabilmeli.

Bir esnaf, yarının nasıl olacağını düşünmek yerine işini nasıl büyüteceğini planlayabilmeli.

İşte barışın gerçek karşılığı budur.

Şimdi Umudu Büyütme Zamanı

Meclis’ten geçen çerçeve yasa, Türkiye’nin önüne yeni bir fırsat koyuyor.

Bu fırsatı başarıya ulaştırmak için herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor.

Kutuplaşmadan uzaklaşmalı, birbirimizi dinlemeyi öğrenmeli ve ortak geleceğimizi konuşmalıyız.

Barış kolay değildir.

Sabır ister.

Cesaret ister.

Kararlılık ister.

En önemlisi de toplumun bütün kesimlerinin birbirine güvenmesini gerektirir.

Ama zor olması, imkânsız olduğu anlamına gelmez.

Türkiye artık yeni bir hikâye yazabilir.

Bu hikâyenin merkezinde korku yerine umut, çatışma yerine diyalog, ayrışma yerine kardeşlik, geçmişin acıları yerine geleceğin hayalleri olabilir.

Ve belki de yıllar sonra bugünleri hatırladığımızda, çocuklarımıza şöyle diyeceğiz:

“Biz, barışın mümkün olduğuna inandık ve o geleceği birlikte kurduk.”

DİĞER VİDEOLAR