Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Köşe Yazıları

1881 RAKIMLI TEPE -2 “NE KADAR DAYANABİLİRSİN?”

VİDEOYU PAYLAŞ

1881 RAKIMLI TEPE -2

“NE KADAR DAYANABİLİRSİN?”

 

Karanlık, dağın üzerine ağır ağır çökerken herkes kendi sessizliğine çekilmişti. Akşam olduğunda kelimeler bile yorgun düşüyordu. Çadırların önünde birkaç dakika oturup gökyüzüne bakıyor, çayımızı yudumladıktan sonra sessizce içeri giriyorduk.

Çadır dediğimiz şey; yalnızca birkaç parça bez ve demir tellerden ibaretti. Ama o bez parçaları bizim için bir evdi. İçeride ne bir ranza vardı ne de rahat bir döşek… Altımızda sert toprak, üzerimizde ince bir örtü. Rüzgâr estiğinde çadırların yamaları titriyor, gece soğuğu tozu dumanıyla bütün boşluklardan içeri sızıyordu. Bazen sabaha kadar uyuyamadığımız oluyordu. Fakat sabah olduğunda yine kalkıyor, yüzümüzü yıkayıp güne aynı yorgunlukla başlıyorduk.

Dağda akşam olunca kampın yorgunluğu unutulurdu. Günün son ışıkları tepelerin ardına çekilirken voleybol sahasında toplanır, takımlar kurardık. İlk servisle dostluk yerini tatlı bir rekabete bırakır, maçlar bazen bir sayı için dakikalarca sürerdi. Kahkahalar ve top sesi dağların sessizliğine karışır, hava tamamen kararana kadar oyun devam ederdi. O anların en güzel manzarası ise yüzlerdeki mutluluktu.

Kamptaki işlerin yürütülmesinde, düzenin sağlanmasında herkesin ayrı bir sorumluluğu bulunurdu. İşler adeta görünmez bir düzen içinde ilerler, herkes elinden geleni yapardı. Kampın doktoru bile vardı. Böylece dağın başında, kendi içinde sağlam bir düzeni ve dayanışması olan küçük ama unutulmaz bir ekip oluşmuştu.

Her gün biraz daha yoruluyorduk. Fakat güzel olan tek şey: Birine bir şey olsa! Hemen yerine başka biri geçer, gereken her türlü destek ve imkân sağlanırdı. Çünkü orada herkes yalnızca kendi yükünü değil, arkadaşının derdini de taşırdı. Birinin eksilmesi, diğerlerinin sorumluluğunu artırırdı; ama hiçbir zaman düzen bozulmaz, kampın ruhu sarsılmazdı. Dağda ayakta kalmanın en büyük sırrı da buydu: Dayanışma ve sadakat.

1881 rakımlı bu tepe bize her gün aynı soruyu soruyordu: “Gerçekten ne kadar dayanabilirsin?” Ve biz her sabah yeniden cevap veriyorduk: “Biraz daha…” çünkü 1881 rakımlı o tepe, bize hayatın konforla değil; zorlukların içinden geçerek öğrenildiğini gösteriyordu.

DİĞER VİDEOLAR