Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Köşe Yazıları

GÜNDEMİN AYNASI

VİDEOYU PAYLAŞ

GÜNDEMİN AYNASI

Günaydın Türkiye.

Günaydın sevgili okurlarım.

Çerçeve Yasalar, Kiralık Ev Görüşmeleri ve Dönüşen Türkiye…

Bugün 11 Agustos 2026 Salı. Türkiye yine sabahına, her biri ayrı bir yazı konusu olabilecek kadar yüklü, dinamik ve bir o kadar da geleceği şekillendiren bir gündemle uyanıyor.

Gazetelerin manşetlerine, televizyonların haber kuşaklarına baktığımızda tek bir gerçeği görüyoruz: Türkiye, hem siyaseten hem de toplumsal olarak çok kritik eşiklerden geçiyor, kabuk değiştiriyor.

Bugünün en önemli ve belki de yakın tarihimizin en radikal adımlarından biri Meclis koridorlarında atılıyor. Siyasetin merkezinde, kamuoyunda uzun süredir tartışılan ve “Terörsüz Türkiye” vizyonu olarak adlandırılan 10 maddelik çerçeve yasa teklifinin detayları var.

Ki adı daha sonra değiştirilerek;  “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi”  olan yasa tasarısı, suça karışmamış kişilerin eve dönüş süreçlerini ve denetimli serbestlik şartlarını içeren bu düzenleme. Toplumun her kesimi tarafından mercek altına alınan 12 maddelik yasa tasarısı, 5 Agustos günü meclise sunuldu. Görüşülmesi 360 oyla kabul edildi.

Yapılan görüşme sonucu yasa Adalet komisyonuna sevk edildi. Burada yapılan görüşmeler tamamlanarak Meclis genel Kuruluna sevk edildi. Pazartesi saat 11.00 da görüşmeler başlayacaktı.

Ben bu yazımı gazeteme gönderdiğimde görüşmeler devam ediyordu.

Hadi hayırlısı…

Her şey bugün daha iyi ortaya çıkacak…

Muhalefet ve iktidar kanadından gelen açıklamalar,   sürecin günlük siyasetin rüzgârına bırakılmaması gerektiği yönünde birleşiyor. Bu yasa sadece hukuki bir metin değil; Türkiye’nin kronikleşmiş sorunlarını çözme iradesinin ve toplumsal barış arayışının da önemli bir göstergesi olarak tarihe geçmeye aday.

Siyaset yukarıda kendi ritminde akarken, sokaktaki vatandaşın, yani bizim asıl gerçeğimiz yine ekonomi sayfalarında gizli. Önümüzde çok kritik bir tarih var.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Temmuz ayı enflasyon verilerini açıkladı.

Temmuz ayı enflasyonu %1,78, yıllık enflasyon %31,75 oldu. Akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise temmuz ayı enflasyon verilerini aylık %3,07, yıllık bazda ise %50,49 olarak açıkladı.

Bu veri sadece piyasaları değil, milyonlarca kiracı ve ev sahibini doğrudan ilgilendiren kira artış tavanını belirleyecek.

Ancak ekonominin yarattığı tek mesele rakamlar değil, bu rakamların doğurduğu toplumsal davranış biçimleri. Bugün sosyal medyada ve haber sitelerinde gözüme çarpan bir ayrıntı, ülkedeki “kiralık konut krizinin geldiği boyutu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Ev sahiplerinin artık kiracılardan sadece depozito değil; SGK dökümü, kredi kartı limiti istemesi, hatta sosyal medya hesaplarını incelemesi kiralama sürecini adeta bir “kurumsal iş mülakatına” çevirmiş durumda.

Bir barınma hakkının, bu denli bürokratik ve güven krizine dayalı bir sınava dönüşmesi, ekonomik sıkıntıların toplumsal güven ilişkilerini nasıl zedelediğinin acı bir resmi değil mi?

Tüm bu koşturmacanın, dezenformasyon savaşlarının ve geçim dertlerinin arasında hayat yine de kendi renkleriyle devam ediyor. Akşam televizyonu açtığımızda, Akdeniz’de yükselen sıcak dalgasıyla orman yangınlarıyla boğuşan Fransa’ya Türkiye’nin gönderdiği uçak desteği, uluslararası arenada insani sorumluluklarımızı unutmadığımızı gösteren güzel bir dayanışma örneği olarak içimizi serinletiyor.

Ancak emekliler, keşke bizim içinde böyle hassas davranılsa diyor.

Türkiye, her zaman olduğu gibi bugün de hızına yetişilmesi zor bir ülke. Bir yanda büyük devlet stratejileri ve barış arayışları; diğer yanda sokaktaki insanın ev kirasını nasıl ödeyeceği, ay sonunu nasıl getireceği sorusu. Bizim köşe yazarlarımızın hiç malzemesiz kalmaması bu yüzden. Çünkü bu topraklarda hayat, hiçbir zaman tek bir düzlemde akmıyor; her gün yeniden kuruluyor, her gün yeniden mücadele ediliyor.

 

Hele benim gibi haftada bir yazıyorsanız bazen gündemin gerisinde kalmak gibi bir durumla karşı karşıya kalmanız işten bile değil.

&

KADIN ve ADAM

Kadın adama kızdı, her şeyini al da git, dedi.

Adam gülümsedi kadının elini tuttu.

&

Eğitim öğüdü

Rüzgâr olmazsa ağaçlar bile uzun süre ayakta duramaz.

Bırakın çocuğunuz düşe kalka büyüsün.  R.Y

&

VE ÇOK BEĞENDİĞİM BİR SÖZ

Bir insanın yaşayıp yaşamadığını atan nabzından değil, onurlu duruşundan anlarız.

Che Guevara

&

Kirveme Öğütler

Kirvem;

Canının kıymetini bil…

Herkese yetişemezsin.

Her kesi iyileştiremezsin.

Yeri geldiğinde boş vermesini, yeri geldiğinde de “Sen bilirsin” demeyi öğrenmelisin.

Unutma ki doyumsuzdur insanlar.

Hiç kimseyi memnun edemezsin.

&

Gelelim “Dilimde tüy bitinceye kadar” yazacaklarıma;

“Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, aslına uygun bir biçimde MÜZEYE dönüştürülsün.”

“SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”

“Sur İlçesinin adı “ESKİ DİYARBEKİR” olsun.”

“ŞEHRİN STADI, ŞEHRİN ÖZGÜRLÜK MEYDANI OLSUN.”

Anzele büyük bir göl haline dönüştürülsün. Etrafı piknik alanı olsun.

İyi bir hafta geçirmeniz dileğiyle.

Dostça kalın.

DİĞER VİDEOLAR