BASININ YÖNLENDİRMESİYLE…
Selahattin Demirtaş, dosya ile ilgili diğer gözlemlerini şu şekilde aktardı: Görünen o ki, basının yönlendirmesiyle oluşan yoğun kamuoyu baskısı, mahkemenin karar sürecini gölgelemiştir.
Kişisel görüşler bir kenara bırakıldığında ceza hukukunun en temel kuralı, mahkumiyetin dedikodulara veya ihtimallere değil, somut ve şüpheden uzak delillere dayanması gerekliliğidir.
“Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince, dava dosyasındaki mevcut deliller anne ve amcaya bu cezanın verilmesi için teknik olarak yetersiz kalmaktadır. Anne ve amcanın suçlu oldukları, hukukun evrensel ilkeleri gereğince şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamamıştır.
‘GERÇEK ADALET DEĞİLDİR’
Dolayısıyla İstinaf Mahkemesi ve Yargıtay denetimlerinde bu cezaların kesinlikle bozulması gerekirdi. Hukuk bunu gerektirirdi çünkü yeni bir delil veya yeni itiraflar ortaya çıkmadıkça mevcut dava dosyasına göre annenin ve amcanın suçlu oldukları ispatlanamamıştır. Sırf kamu vicdanını tatmin etmek için suçlu olduğu ispatlanmamış insanlara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermek gerçek adalet değildir, kamu vicdanını tatmin etmez. Kamu vicdanını asıl yaralayacak olan durum, belki de Narin’in gerçek katilleri dışardayken annesinin ve amcasının cezaevinde olmalarıdır.
AİLE İÇİN ADALET ÇAĞRISI
Başta Diyarbakır Barosu olmak üzere ilgili tüm hukuk çevrelerini bu dosyada adaletin sağlanması için çaba sarf etmeye davet ediyorum. Adalet Bakanlığının, dosyayı titizlikle inceleyerek kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay’a başvurmasını rica ediyorum. Narin’in hatırası, ailesi ve kamuoyu bunu hak ediyor. Selam, sevgilerimle…

