Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

HASAN DAYAN İLE GAZETECİLİĞİ VE TARIMI KONUŞTUK

Biri yüksek okul olmak üzere, üç üniversite bölümü mezunu iken; bir yandan memleketinde kısıtlı imkanlarda gazetecilik yapmaya çalışan diğer yandan ise ata yadigârı topraklardan da elini çekemeyerek kendi tarlasında, bağında ve bahçesinde çalışan Hasan Dayan ile objektif olarak gazeteciliği ve tarımı konuştuk.

Biri yüksek okul olmak üzere, üç üniversite bölümü mezunu iken;

ALIN TERİYLE KAZANAN ÇİFTÇİLER, EMEKLERİNİN KARŞILIĞINI TAM OLARAK ALMALI; DOĞRU HABER YAPAN GÜVENİLİR GAZETECİLER ARTMALI
Son dönemlerde tarladan markete ürünler konusunda, birçok soruşturma açıldı. Fırsatçılara yönelik açılan soruşturma basına yansıyınca çiftçiden çok düşük fiyata alınan ürünlerin ölüler üzerinden nasıl şişirildiğini ve tüketiciye çok üstünde fiyatlara satıldığını öğrendik. Çarşaf çarşaf haberleri yayan gazetecilerin de aslında büyük sorunlar yaşadığını ama, kendi sorunlarını anlatacak kimsenin olmadığını fark ettik. Hem çiftçi hem gazeteci profiline sahip bir arkadaşımıza Özgür Haber Gazetesi olarak düşüncelerini sorduk.
Süleyman Aydın:Sevgili meslektaşım, gazetemiz okuyucuları ve takipçileri için kendinizi tanıtır mısınız?

Hasan Dayan: Öncelikle Diyarbakır’ımızın sesi olan Özgür Haber Gazetesi’ne ve gazetenin Yazı İşleri Müdürü olan siz değerli meslek büyüğüm Süleyman Aydın abime, bana okurlarınızla buluşma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum.
Ülkemizin güzel şehri Diyarbakır’ın Dicle İlçesi’nde 1983 senesinde dünyaya geldim. İlk ve ortaokulu Ceyhan’da tamamladıktan sonra, Adana Anadolu İletişim Meslek Lisesi İletişim bölümü, Adana Meslek Yüksek Okulu Radyo – Televizyon Programı’ndan ve Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümü’nden ve Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldum.
Ayrıca, İstanbul Özel Yeni Şafak – BSF Akademi Gazetecilik Okulu ile İŞKUR destekli BİK Diyarbakır Yeni Nesil Gazetecilik Eğitim ve İstihdam Programı mezunuyum.
Gazetecilik hayatına başladığım Adana’da birçok yerel, bölgesel basın kuruluşunda çalıştım. Diyarbakır’da Güneydoğu Ekspres Gazetesi’nde editör olarak çalışma deneyimim oldu.
2019 yılının Kasım ayında https://diclebulteni.com/ haber sitesini kurdum. 7 yıldır İhlas Haber Ajansı’nda kaşeli muhabirlik görevini yapıyorum. Gazetecilik meslek ahlak ve ilkelerine bağlı olarak imkanlar ölçüsünde haberler yaparak vatandaşın sesi olmaya, kamu yararına gazetecilik yapmaya devam ediyorum.

Süleyman Aydın: Köroğlu destanında bir tabir vardır: “Tüfek icad oldu, mertlik bozuldu.” Basın dünyasına uyarlarsak; sosyal medyada, tuhaf konuşan, tuhaf giyinen, tuhaf hareket edenler, gerçeklerden çok fazla etkileşim alıyor ve bahsettiğimiz kesim, gerçek haber yazan, topluma yararlı bilgiler veren basın emekçilerinden çok daha fazla kazanıyor ve kolay kolay verdiği zararın önüne geçilemiyor. Gazetecilerimiz ise ya iş bulamıyor, ya da nerdeyse öff dese yaptırıma maruz kalıyor. Bu konuda düşünceleriniz nelerdir?
HASAN DAYAN İLE GAZETECİLİĞİ VE TARIMI KONUŞTUK
Hasan Dayan:
Daktilo ile haber yazıldığı dönemde de gazetecilik yaptım. O zamanlar dokunmatik telefon yoktu. Gündem daha çok yazılı ve görsel basından takip ediliyordu. Yerel medyanın etkisi ve önemi daha çoktu. İzleyici ve okurun doğru bilgilenme ihtiyacını yerel ve ulusal medya sağlıyordu. O dönemlerde sosyal medya henüz ortaya çıkmamış, bu denli çok sayıda yerel ve ulusal medya kuruluşu yoktu. Reklam gelirleri, henüz tam olarak dijital mecralara kaymamıştı.
Geleneksel medyada tiraj ve reyting oranları rekabeti yüksekti. Okur ve izleyici, doğru bilgiye daha çok sayılı basın kuruluşları aracılığıyla ulaşıyordu. Yerel ve ulusal medyayı ayakta tutan tiraj ve reyting oranlarına alternatif sosyal medya yoktu.
Ancak teknoloji geliştikçe, sosyal medya ortaya çıktı. Sosyal medyada bireysel fotoğraf ve paylaşım çılgınlığı ortaya çıktı. Yerel ve ulusal medyayı ayakta tutan reyting ve tiraj oranlarında ciddi düşüşler yaşandı. Tıklanma ve beğeni sayılarında artış yaşanması uğruna iletişim ve bilişim ahlakından yoksun paylaşımlar ortaya çıktı.
Elbette ki, sosyal medyadaki çok sesliliğe karşı değilim. Herkesin kendini hür bir şekilde ifade etme hakkı var.
Köroğlu halkın kahramanıydı; ezilenin yanındaydı, mertlik ve namus simgesiydi.
Ancak, sosyal medyadaki bilgi kirliliği kamu ve sosyal düzeni olumsuz etkilediği gibi, toplumsal mahremiyet kurallarını hiçe sayan, ahlaki ve kültürel yozlaşmalara neden olan iletişim ve bilişim ahlakından yoksun içeriklerin de savunulur bir yanı yoktur.
Sosyal medyanın olumsuz tarafları olduğu gibi olumlu tarafları da var aslında. Sosyal medyanın bazı olumlu ve olumsuz taraflarına değinecek olursak; sosyal medya, gazetecilikte haberi ilk duyuran olmak için kullanılan önemli bir iletişim ağı haline geldi. Naklen ve canlı yayınların ana merkezi haline geldi. Bu haliyle de gazetecilikte haberi ilk duyuran olabilmek için zaman yarışına yeni bir boyut kazandırdı.
Sosyal medya, çok büyük bir kullanıcı ve ziyaretçi trafiğine sahip olduğu için reklam verenlerin de dikkatini ve ilgisini çekmektedir. Sosyal medyadan önce reyting ve tiraj oranlarına göre basın kuruluşlarına reklam vermeyi önceleyen çok sayıda reklam verenler, kullanıcı ve ziyaretçi trafiği fazla olan sosyal medyaya yönelmeleri, basın kuruluşlarını ekonomik anlamda olumsuz etkilemiştir.
Dijital reklam gelirleri sayfa görüntüleme sayısına bağlı olduğu için, birçok sosyal medyada dikkat çekmek adına teyite muhtaç, bilgi kirliliği ve kültürel yozlaşmalara neden olabilecek içerikler üretilmeye başlandı.
HASAN DAYAN İLE GAZETECİLİĞİ VE TARIMI KONUŞTUK
Dolayısıyla sosyal medyanın ortaya çıkmasıyla, hem tıklanma, beğeni sayılarında artış yaşanması uğruna iletişim ve bilişim ahlakında yoksun paylaşımlar ortaya çıkmış, hem de reklam gelirlerinin kullanıcı ve ziyaret trafiği fazla olan sosyal medyaya kayması nedeniyle geleneksel basın kuruluşları ve basın mensupları ekonomik bir yara almıştır. Medya okuryazarlığı, eğitim yaygınlaştırılmalı, izleyici ve okurlar, sosyal medyayı sadece olumlu etkilerinden faydalanarak kullanmalıdır. Vatandaşın doğru ve güvenilir sesi olan geleneksel basın kuruluşları ve gazeteciler; dijital ortamın kaygı veren olumsuz büyümesine karşı daha çok desteklenmeli ve bunun için yapılan çalışmalar arttırılıp netice odaklı hızlandırılmalıdır.

Süleyman Aydın: Haber ve gazetecilik konusunda deneyim ve çabanız var, bunun yanı sıra helal rızık konusunda alın teriniz var. Tabiri caizse hem gazeteci hem çiftçi. Nasıl duygular içerisindesiniz?

Hasan Dayan:
Tabii Dicle’de çok sayıda arazileri olan bir ailenin mensubuyum. Dolayısıyla rahmetli babamdan kalan bağ ve bahçelerin atıl kalmaması, kurumaması için bir yandan da kendi imkanlarımla çiftçilik de yapıyorum.
Bunu belirtirken yanlış anlaşılmamak için, şu konuya dikkat çekmek isterim. Ara ara dönemler de olsa yaklaşık 20 yıllık gazetecilik hayatımda yaptığım hiçbir haberden kimseden tek bir kuruş para ve en ufak bir menfaat talebim, beklentim olmadı, olamaz da.
Dicle İlçesinde 5 yıl ücretli öğretmenlik yaptım. Ücretli öğretmenlikten kazandığım parayla haber sitemin yıllık giderlerini ve çiftçilik giderlerimi kendi cebimden karşıladım. Dolayısıyla gazetecilikte maddi anlamda ciddi bir kazancım olmasa da, kamu yararına hizmet etmenin onur ve gururunu yaşıyorum. 3 günlük dünyada hoş bir seda bırakabilirsem, ne mutlu bana.

Süleyman Aydın:
Biliyorsunuz son günlerde Adalet Bakanlığı ciddi soruşturmalar açtı. Çiftçi, üretici 6 liraya satarken, marketlerde çok çok daha fazlasına almak zorunda kalıyoruz. Bir gazeteci ve tarım ile hemhal olan biri olarak neler konuşabiliriz sizinle?

Hasan Dayan:
Tarlada izi olmayanının harmanda yüzü olmazmış. Hayatın temel gereksinimlerinden biri de beslenme ihtiyacının karşılanmasıdır. Tabii ki tarımla uğraşan çiftçiler, ürünlerini binbir zahmetle, maliyetle üretiyor. Arz talep dengesine göre emekleriyle yetiştirdikleri ürünlerini pazarlayarak halka sunuyorlar.
Çiftçinin alın teriyle yetiştirdiği ürünün hasat sevinci çoğu kez kursağında kalabiliyor. Maliyetli ve zahmetli yetişen ürünlerin, tarladan çıkıp tezgahlardaki yerini alana kadar oluşan birçok gider, satış fiyatına yansıyor.
Üretici ile satıcı arasındaki ürün fiyat farkı fahiş olunca, alım gücünde azalma ve üretici olan çiftçilerin ürünleri üzerinden de haksız kazanç elde edelebiliyor. Bu durum üretici olan çiftçiyi ve vatandaşı olumsuz etkiliyor. Çiftçinin gecesini gündüze katarak binbir zahmetle yetiştirdiği ürünlerin gerçek üretim ve alış bedellerinin çok üstünde fahiş bir fiyat ile satılmasının önlenmesi, piyasadaki arz talep oranını dengeleyecek. Böylece hem çiftçi, hem vatandaş kazançlı olacak.
Ticaret ahlakından yoksun bir şekilde sırf yüksel gelir elde etme amacı ile tarladan tezgaha fiyat yolculuğunda oluşan fahiş fiyata karşı yargı yaptırımını adil ve helal kazanç için önemli görüyorum.

Süleyman Aydın:
Bir yandan, aracıların fâhiş kâr elde etmelerinden dolayı tarlada emeğinin karşılığını alamayan çiftçi ve üretici, diğer yandan, bırakın emeğinin karşılığını almayı iş bulamayan gazeteci dururken, sosyal medyada âdeta iğrençleşen bir grup ve bu gruba çok fazla kazandıran bir akım var. Yani, “Çiftçi Aç Gazeteci Muhtaç” durumu çıkıyor ortaya. Neler söylemek istersiniz?

Hasan Dayan:
Teknolojinin gelişimi ve dünyanın küresel bir hal alması, insan hayatını sosyal ve ekonomik olarak direkt etkiliyor. Sosyal medya ve dijital ortamın yaygınlaşmasıyla üretimden çok tüketim kültürü gözle görünür oranda arttı. Tüketicilerin sosyal medyada ve dijital ortamdaki tercihleri de değişti. iletişim ve bilişim ahlakından yoksun bir şekilde beğeni ve tıklanma uğruna üretilen içerikler, tüketici durumunda olan izleyici ve okurların istek ile ihtiyaçlarını olumsuz olarak etkiledi.
Değerler ve geleneklerden uzak bir şekilde kültürel yozlaşmalara yol açan içeriklerin sosyal medya ve dijital ortamda artması; daha da vahimi, bireyin, ailenin, toplumun yaşam tarzını olumsuz etkileyen içeriklerin izlenme, beğeni rekorları kırarcasına ilgi görmesi kabul edilebilir değil.
Çok sayıda reklam gelirlerinin, kullanıcı ve ziyaretçi trafiği fazla olan sosyal medyaya ve bilişim ile iletişim ahlakından yoksun içeriklerin üretildiği dijital ortamlara kayması, doğru ve güvenilir habercilikle yayın yapan basın kuruluşlarını maddi anlamda olumsuz etkiledi, birçok gazetecinin de işsiz kalmasına neden olabiliyor.
Alın teriyle üreten çiftçinin, doğru ve güvenilir bir şekilde çalışan gazetecilerin toplumda daha çok kabul ve karşılık gördüğü anlayış; insanlara eğitim, medya, sosyal medya ve birçok alternatif çalışma ile anlatılmalı ve yaygınlaştırılmalıdır.
Röportajın başında da belirttiğim gibi bir kez daha Diyarbakır’ımızın sesi olan Özgür Haber Gazetesi’ne ve gazetenin Yazı İşleri Müdürü olan siz değerli meslek büyüğüm Süleyman Aydın abime, bana okurlarınızla buluşma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Hoş bir seda bırakabilirsem ne mutlu bana. Selam ve saygılarımı iletiyorum.