Osman Açıkalın / Özel Haber
Mezopotamya’nın kadim şehri, sahabeler ve peygamberler diyarı Diyarbakır’da, tarih boyunca ulemanın ve talebenin buluşma noktası olan Zinciriye Medresesi, eski ihtişamlı günlerine geri döndü. Sur ilçesinin manevi ikliminde yer alan medrese, Hayrat Vakfı’nın yürüttüğü titiz çalışmalar neticesinde bir harabeden, modern bir eğitim ve irfan merkezine dönüştürüldü. “Eğitim en büyük güçtür” şiarıyla yola çıkan medrese görevlileri, bugün ücretsiz eğitimlerle toplumsal gelişime öncülük ediyor.
Atıl durumdan irfan yuvasına
Bir dönem bakımsızlık ve ilgisizlik nedeniyle kapıları kapalı kalan tarihi yapı, Hayrat Vakfı’nın kararlı adımlarıyla yeniden ayağa kaldırıldı. Medresenin sadece taşlarını değil, ruhunu da ihya etmeyi hedefleyen vakıf yetkilileri, binayı aslına uygun bir eğitim merkezi haline getirdi. Bugün Zinciriye Medresesi, işin ehli uzman hocalar ve gönüllü eğitimcilerle bölgenin en önemli sivil eğitim merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Dört dilde eğitim, ücretsiz hizmet
Zinciriye Medresesi’ni diğer eğitim kurumlarından ayıran en büyük özellik, sunduğu geniş yelpazeli ve tamamen ücretsiz eğitim programları. Medresede kadim kültür ile modern dünyanın ihtiyaçları bir potada eritiliyor. Eğitim programı kapsamında şu dersler veriliyor:
İslami İlimler: Kur-an’ı Kerim, Siyer-i Nebi, Kuran Tefsiri olan Osmanlıca Risale-i Nur ve Tashih-i Huruf dersleriyle manevi değerler güçlendiriliyor.
Dil Eğitimleri: Tarihi bağların korunması amacıyla Osmanlıca (Eski Türkçe) ve Arapça derslerinin yanı sıra, günümüz dünyasına uyum sağlamak için İngilizce ve Farsça dersleri uzman kadrolar tarafından sunuluyor.

7’den 70’e herkes için kapılar açık
Medrese yetkilileri, eğitimde fırsat eşitliğini savunarak hiçbir ücret talep etmeden kapılarını tüm halka açmış durumda. Okul çağındaki çocuklardan emeklilere, kent esnafından, üniversite öğrencilerine kadar her yaştan ve her kesimden vatandaşın katılım gösterdiği derslerle, Diyarbakır’ın sosyal dokusuna büyük bir katkı sağlanıyor.
‘Zinciriye’de ilim ve irfanla yeniden diriliş
Tarihi Zinciriye Medresesi Eğitimcilerinden Süleyman Yolyürüyen, yapmış oldukları çalışmalar hakkınca hakkında Özgür Haber’e konuştu. Yolyürüyen, “Bismillah diyerek eşiğinden her geçtiğimde, bu devasa bazalt taşların arasından asırların kokusunu alırım. Diyarbakır’ın kalbi Sur’da, Zinciriye Medresesi sadece bir bina değil; o, Mezopotamya’nın sinesinde atan bir ilim damarıdır. Bir dönem sessizliğe bürünen, atıl kalarak adeta yetim bırakılan bu muazzam yapı, bugün hamdolsun Hayrat Vakfı’nın ihlaslı gayretleriyle yeniden aslına, yani insan yetiştirme misyonuna rücu etti. Bizler burada sadece ders anlatmıyoruz; biz burada bir medeniyet tasavvurunu, bir ahlak abidesini yeniden inşa etmeye gayret ediyoruz” dedi.

‘Asrın manevi hastalıklarına reçeteler arıyoruz’
Zinciriye Medresesi’nde maneviyatın ete kemiğe büründüğünü vurgulayan Yolyürüyen, “Medresemizin girişinde bizi karşılayan o manevi hava, sınıflarımızda verdiğimiz derslerle ete kemiğe bürünüyor. ‘Eğitim en büyük güçtür’ şiarı bizim rehberimizdir. Ancak biz bu gücü cehaleti yok etmek, kalpleri fethetmek ve zihinleri aydınlatmak için kullanıyoruz. Bir yanda Kur’an-ı Kerim’in o eşsiz tilaveti ve Tashih-i Huruf’un incelikleri yankılanırken; diğer yanda Siyer-i Nebi ile Efendimiz’in (sav) izini sürüyor, Risale-i Nur dersleriyle asrın manevi hastalıklarına reçeteler arıyoruz. Bizim metodumuzda ‘eskimeyen yeni’ vardır. Bir talebemiz burada Arapça ve Osmanlıca öğrenerek köklerine, ecdadının mirasına tutunurken; aynı zamanda İngilizce ve Farsça derslerimizle de dünyaya açılıyor, modern çağın lisanıyla kuşanıyor. Biz inanıyoruz ki; bir ayağı mazide durmayan, diğer ayağıyla atiye (geleceğe) yürüyemez. İşte Zinciriye, bu iki dünyayı birleştiren o mukaddes köprüdür” diye konuştu.
‘Edepsiz ilim, meyvesiz ağaca benzer’
Kapılarının herkese açık olduğunun altını çizen Süleyman Hoca, “Üstelik tüm bu imkânları halkımıza tamamen ücretsiz sunuyoruz. 7 yaşındaki evladımızla 70 yaşındaki amcamızın aynı rahle başında, aynı şevkle ders dinlediğini görmek, bizim için dünyevi her türlü karşılığın fevkindedir. Kasım Karaaslan kardeşimizin başlattığı o güzel dua ve zikir seferberliği nasıl ki gönüllere şifa oluyorsa, bizim buradaki ders halkalarımız da akıllara ziya, ruhlara gıda olmaktadır. Bizim derdimiz, buradan ayrılan her bir ferdin sadece bilgiyle değil, edeple de donanmasıdır. Çünkü biliyoruz ki edepsiz ilim, meyvesiz ağaca benzer. Diyarbakır’ın bu kadim irfan yuvası, inşallah kıyamete kadar ilim talebelerinin yuvası olmaya, bu toprakların manevi tapusu olarak kalmaya devam edecektir. Hayra vesile olan, bir tuğla koyan, bir dua eden herkesten Rabbim ebeden razı olsun. Kapımız da gönlümüz de bu ilim deryasından nasiplenmek isteyen herkese sonuna kadar açıktır” ifadelerini kullandı.
“Eğitim en büyük güçtür”
Hayrat Vakfı Diyarbakır şubesi yöneticileri ise, medresedeki misyonlarını şu sözlerle özetliyor: “Bizler bu tarihi yapıyı sadece bir müze olarak değil, yaşayan bir okul olarak görüyoruz. Cehaletle savaşmanın ve toplumu kalkındırmanın tek yolunun eğitim olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle ‘Eğitim en büyük güçtür’ diyerek yola çıktık. Amacımız, buradan mezun olan her bireyin hem dünyevi hem de uhrevi bilgisiyle donanmış, vatanına,milletine , Ümmeti Muhammediye’ ye hayırlı birer insan olmasıdır.”
Maneviyatın bilimin buluşma noktası
Zinciriye Medresesi gönüllülerinden Kasım Karaaslan’ın başlattığı “Dua, Zikir ve Salavat” kartları projesiyle dünyaya manevi köprüler kuran medrese, şimdi de bu dev eğitim hamlesiyle Diyarbakır’ın entelektüel sermayesine yatırım yapıyor. Hem tarihi atmosferi solumak hem de kendisini geliştirmek isteyen binlerce Diyarbakırlı için Zinciriye Medresesi, Sur’un en parlak yıldızı olmaya devam ediyor.

